Dünyada Önemli Depremler ve Açıklanamayan Olaylar


Sefer Murat AKSOY

Bağımsız UFO Araştırmacısı



Deprem öncesinde, sırasında veya sonrasında çok sayıda tuhaf olay meydana gelmektedir. Açıklanamayan olayların ünlü araştırmacılarından biri belki de birincisi olan William R. Corliss (1986) bunları kısaca şöyle sıralamıştır: garip hayvan davranışları, açıklanamayan hayvan ölümleri ya da belirli bir bölgede bazı hayvan türlerinin sayılarındaki aşırı artış, sıcak su kaynaklarının doğması, açıklanamayan yer-altı sesleri ya da gürültüleri, elektro-manyetik deprem etkileri, olağanüstü meteorolojik etkiler ya da fırtınalar, radon ya da sülfürik yer-altı gazlarının çıkışı, tsunamiler ve garip ışıklı fenomenlerin görülmesi gibi. Aşağıda, bu ilginç konulardan bazılarına detaylı olarak değinmek istiyoruz. Bunu yaparken de dünya deprem literatüründen bazı örnekleri sıralayacağız.



Hayvan Etkileri

Deprem literatüründe en çok adı geçen tuhaf olaylardan biri de, genellikle büyük zelzelelerden önce bazı hayvanların huzursuz davranışlarda bulunmalarıdır. İnsanlar henüz hiçbir şey hissetmeden önce, kuşlar, balıklar ya da bazı tür memeliler sanki kötü bir şeylerin olacağını önceden bilmekte ve buna tepki olarak garip davranışlar sergilemektedirler (Corliss, 1986). Özellikle Çin'de, yıkıcı depremlerden önce birçok hatta binlerce tuhaf hayvan davranışları rapor edildiği için bazı bilim adamları bu yeni olguyu da araştırma gereğini hissetmektedirler. Bu olaya neyin yol açtığı henüz tam olarak bilinmemektedir. Bazı araştırmacılar değişen manyetik alanların, insanın duyamayacağı kadar düşük frekanslı seslerin, dünyanın elektriksel alanında meydana gelen değişikliklerin, yer-altı gazlarının açığa çıkmasının veya hayvanların altıncı duyularının harekete geçmesinin depremden önce garip hayvan davranışlarına yol açabileceğini düşünmektedirler. Şurası gayet açıktır ki, depremi önceden hisseden hayvanlar hem yerin altında hem de yerin üstünde yaşayabilenlerin arasından çıkabilmektedir pekala. Mesela, yeryüzeyinde yaşayan bazı tür hayvanlar, yani sığırlar, atlar ve eşekler depremden önce garip davranışlarda bulunurlar. Kuşlar, depremden hemen önce başlarını kanatlarının arasına sokarak huzursuzluklarını açıkça gösterirler. Bunun yanı sıra, yer-altında veya suyun altında yaşayan diğer tür hayvanlar da depremlerden önce bazı tuhaf davranışlar sergilerler. Örneğin, yılanlar ve fareler yuvalarını terk ederken, kurbağaların seslerini kestikler ya da balıkların şaşkın bir halde su yüzeyine vurdukları bilinmektedir. Bazı uzmanlara göre, depreme karşı en hassas hayvan türleri "köpekler, kazlar ve domuzlar"dır. Elbette, bunların yanı sıra diğer hayvanların da az veya çok depreme duyarlı oldukları bilinmektedir.

Depremden az önce, bazı hayvanların kendi türlerine özgü birtakım tuhaf davranışlar sergilediğini söylemiştik. İşte şimdi de bunlardan bazılarını örneklendirelim:

Köstebekler devamlı olarak toprağı kazmaya çalışır.

Fareler yuvalarını terkeder.

Balıklar yüzeye ya da karaya vurur.

Kurbağalar ötmeyi bırakıp derin bir sessizliğe bürünür.

Deniz kuşları veya martılar iç bölgelere doğru uçmayı tercih eder.

Sülünler bağırıp çağırır.

Kazlar vaklamaya başlar.

Tavuklar gecenin tam ortasında kümeslerini terkederek, etrafta telaşlı bir şekilde dolaşmaya başlar.

Domuzlar ince ama uzun bir ses çıkarır.

Katırlar tepinir.

Midilliler ahırlarındaki bölmelerinde sürekli sıçrayıp durur.

Keçiler ahıra girmeyi reddeder.

Kediler ve köpekler yavrularını yanlarına alıp evden dışarı kaçar.

Şimdi de, yukarıdaki doneleri somutlayan ve dünya deprem literatüründen elde ettiğimiz bazı örnekleri sıralayalım:

M.Ö. 373 yılında Yunanistan'ın adalarından birinde meydana gelen depremden tam beş gün önce tüm yılanların, sıçanların, gelinciklerin ve benzeri yer-altında yaşayan bazı tür hayvanların bulundukları bölgeyi terk ettikleri görülmüştür.

1749 yılındaki Londra depreminde kanallarda bulunan bazı tür balıkların korku ve şaşkınlık ifadesi gösterdiklerine tanık olunmuştur; bazı büyük depremlerde ise balıkların ölü olarak kıyıya vurdukları ya da ölmek üzere oldukları gözlenmiştir (Corliss, 1986).

1783 yılındaki Messina depreminden önce şehirde bulunan köpeklerin havlayışları ve bağırışları o kadar dayanılmaz bir hale geldi ki, sonunda bazı kimseler ellerine kalın sopaları alıp havlayan köpekleri öldürmeye çalıştılar.

1805 yılındaki Naples depremi sırasında bazı sığırların sürekli olarak böğürdükleri ve kendilerini korumaya çalıştıkları görüldü (hayvanlar ön ayaklarını iyice açarak yere daha sağlam basmaya ve düşmemeye çalışıyorlardı); bu arada koyunlar melediler; bazı kuşların ve tavukların gürültü çıkararak huzursuzluklarını belli ettikleri gözlendi.

1835 yılında ise Şili-Talcahuana'daki tüm köpekler depremden az önce şehri terketmişlerdi.

1880 yılındaki Tokyo depreminde evlerde bulunan kediler adeta dışarı kaçmak istercesine sağa ya da sola koşuşturdular, tilkiler uludular, atlar da çitleri tekmelediler.

1874 yılında Tiber ve Follonica'daki depremlerden önce pek çok ölü balık, fare ve sıçan bulundu. Bunların sayısı o kadar fazlaydı ki, tüm yollar fare ve sıçan ölüleri ile kaplanmıştı adeta.

Yakın bir zamandaki Calabrian depreminde ise, kumda yaşayan küçük bir tür kum balığının bulunduğu yeri terkederek su yüzeyine çıktıkları ve çok büyük miktarlarda yakalandıkları görülmüştür.

Bir başka ilginç hayvan ön sezisi raporu ise 1976 yılındaki Tangshan depreminden gelmiştir. Çinli bir tanığın iddia ettiğine göre, ahırda bulunan iki at ve iki katır önlerine konulmuş olan yemekleri yemektense, hoplayıp zıplayıp etraftaki tahtalara çifte attılar ve en sonunda da açtıkları bir delikten dışarı kaçarak ahırı terkettiler. Tam bu sırada, Çinli tanık gökyüzünün adeta beyaz bir flaşla aydınlandığını gördü; daha sonra da bunu korkunç bir sesin takip ettiğini gözledi ve nihayet 7.8 büyüklüğündeki ünlü Tangshan depremi meydana geldi.

Deprem öncesinde, sırasında ya da sonrasında meydana gelen tuhaflıklar sırf havyan etkileri ile sınırlandırılamaz. Bunun yanında diğer bazı gariplikler de gözlenmektedir. Şimdi sırasıyla bunları ele alalım.



Tsunamiler (Denizdeki Deprem Dalgaları)

Büyük depremler dünyanın hem litosferinde (taş küresinde-yer kabuğunda) hem de hidrosferinde (su küre) çok etkili olabilir ve istenmeyen bazı sonuçlara yol açabilir. Tsunami yani dev deniz dalgaları olgusu bunlardan sadece biridir. Tsunami, okyanusların ya da denizlerin tabanında oluşan depremler sonucu, okyanusa ya da denize geçen enerji nedeniyle oluşan uzun süreli ve devasa dalgaları ifade eder. Ayrıca volkan patlamaları ve buna bağlı olarak oluşan zemin kaymaları gibi tektonik olaylar da tsunamilere yol açabilir. Örneğin, Marmara'daki depremde, özellikle Gölcük'te 15-16 metrelik devasa dalgalar kıyıya doğru saldırdı ve kıyı şeridinde önemli bir yıkıma ve hasara yol açtı. Ayrıca, dünyada da büyük tsunamilerin çarpıcı örnekleri sıklıkla görülmektedir (Barka, 1999). 1896 yılında Japonya'da en az 21000 kişinin ölmesine yol açan Büyük Meiji Tsunamisi bunlardan sadece biridir. Yakın tarihlerde de tsunami örneklerine rastlamak mümkündür. Mesela, 17 Temmuz 1998 tarihinde Papua Yeni Gine'de oluşan bir tsunami en az 3000 kişinin yaşamını yitirmesine neden oldu.



Yeraltından Gelen Garip Gürültüler ve Sesler

Bazı önemli ve tarihi depremlerden sadece saniyeler önce yeraltından bazı seslerin ya da tuhaf gürültülerin geldiği duyulmuş ve raporlar şeklinde kaydedilmiştir. Örneğin, Marmara Depremi'nde, özellikle İstanbul, Sakarya, Kocaeli, Gölcük ve İzmir civarında deprem sırasında bu tür tuhaf seslerin ya da yer altı gürültülerinin duyulduğuna dair raporlar gelmiştir. 1976 yılındaki Tangshan depreminde de yeraltından gelen birtakım korkunç sesler işitildi. Porto Rico-Laguna Cartagena civarındaki bir depremden hemen önce yeraltından gelen garip patlama seslerinin duyulduğu rapor edilmiştir (Good, 1998).



Havada Oluşan Tuhaf Sesler

Hatta, bazı depremlerde duyulan tuhaf seslerin yeraltından değil de, bunun tam aksine gökyüzünden ya da havadan geldiği iddia edilmiştir. Deprem sırasında duyulan yerüstü sesleri çok çeşitli olabilmektedir, örneğin: vızıltılar, patlamalar, acı biçimde haykırmalara ve cam kırılmalarına benzer sesler gibi. Örneğin, Marmara Depremi'nde, Gölcük açıklarında görülen alev topu ile birlikte patlamaya benzer bazı sesler duyulmuştur. Dünyadan da bazı örnekler verilebilir. 1812 yılındaki bir depremde, California-Los Angeles County civarında adeta gökyüzünden gelen (aerial) tuhaf sesler duyuldu. 1950'deki Hindistan-Assam depreminde duyulan tuhaf sesler yerin altından değil, aksine sanki havadan geliyorlardı.



Deprem Havaları (Fırtınaları)

Deprem sırasında veya sonrasında oluşan garip havalar (meteorolojik olaylar) insanda bazı olumsuz etkiler bırakabilir, örneğin; huzursuzluk ya da rahatsızlık hisleri gibi. Ayrıca, deprem sonrasında hava kararmaları veya karanlık havalar meydana gelebilir. Bazı depremlerden sonra sislerin ya da havada buğulanmaların olageldiği gözlenmiştir. Ama deprem sonrasında meydana gelen en etkili hava değişikliği "şiddetli yağmurların ya da korkunç fırtınaların" ortaya çıkmasıdır. Türkiye'deki Marmara Depremi'nden yaklaşık bir hafta sonra özellikle Sakarya, Kocaeli, Gölcük ve Ankara civarında sağanak yağmurlara ve beklenmedik derecede şiddetli fırtınalara rastlandı. Dünyada da örnekleri vardır. 1898 Meksika depreminden sonra çok şiddetli yağmur yağışları gözlendi. 1908'deki Messina depreminden sonra birtakım meteorolojik anormallikler gözlendi; havada garip sis ve buğu oluştu. Mississippi Vadisi'nde meydana gelen bir deprem sırasında hava aniden karardı.



Diğer Gariplikler (Saçımsı Maddeler)

Bazı depremler sırasında veya sonrasında insan saçına benzer çok ince ve koyu bir maddenin hemen tüm katı yüzeylerde, yani pazar yerlerinde, yollarda, tarlalarda ya da toprak yüzeylerinde göz açıp kapayıncaya kadar geçen çok kısa bir sürede oluştuğu gözlenmiştir. Adına da "Deprem Saçları" (earthquake hairs) fenomeni denmiştir. Bu saç benzeri maddeler oldukça uzundur ve yakıldıkları zaman tıpkı bir insan saçının teli gibi tepki vermekte ve hemen kıvrışmaktadır. Hatta bunlar yakıldıklarında, adeta insan saçı yanığı kokusunu vermektedirler. Deprem sırasında gayet dik bir şekilde topraktan çıkmaktadırlar. Dünyada, Siyam'daki bir depremde benzeri bir deprem saçı gözlemi yapıldı. Çin'deki bazı depremlerde de böylesi örneklere rastlamak çok mümkündür.



Fizyolojik Etkiler

Deprem sırasında veya hemen sonrasında, birçok insan "mide bulantısı, deniz tutması ya da benzeri bir rahatsızlık, kendini kötü hissetme, baş ağrısı ya da uykusuzluk, baş dönmesi ve bayılma hissi" gibi fizyolojik etkilerle karşılaştıklarını iddia etmiştir (Corliss, 1986).



Deprem Tahminine Yardımcı Olabilecek Bazı Faktörler

Depremi önceden tahmin etmek (earthquake forecasting) şu an için hiç de mümkün olarak görülmese de, bazı uzmanlar birtakım değişkenlerin depremle yakından ilişkili olabileceklerini öne sürmüşlerdir (Corliss, 1982). Bunlardan bazıları aşağıdadır:

Deprem ışıkları ya da gökyüzünde gözlenen tuhaf ışıkların sayısında meydana gelen artışlar.

Hayvan davranışlarında meydana gelen garip değişiklikler ya da açıklanamayan hayvan ölümleri veyahut fazla miktarlarda hayvanların yakalanması.

Yer-altı gazlarının miktarlarında meydana gelen ani artışlar (radon, sülfürik gazlar gibi).

Yer kabuğunda açıklanamayan yarıkların oluşması.

Aniden yeraltından yeryüzüne çıkan sıcak su kaynakları ya da pınarlar.

Deniz suyunun ya da havanın sıcaklığının aniden artması.

Güneşteki kara leke sayısı ile deprem ilişkisi.

Güneş tutulmalarının olması.

Ayın çekimsel etkileri (çekim etkisi=tidal force), yani ayın dünyaya yaklaşması.

Ayın belirli evrelerinin depremlere olan etkisi.

Gezegenlerin belli bir doğrultuda dizilmesi.

Yıldızların belli pozisyonlarda dizilmeleri.

İstatistiksel verilerin etkisi (depremlerin çoğu yaz mevsiminde ve gece yarısında olur).



Yararlanılan Kaynaklar:

Barka, Aykut. (1999). 1999 İzmit Tsunamisi. Bilim ve Teknik Dergisi, 32(383), 34-39.

Corliss, William R. (1982). Lightning, Auroras, Nocturnal Lights and Related Luminous Phenomena: A Catalog of Geophysical Anomalies. Glen Arm: The Sourcebook Project.

Corliss, William R. (1986). Handbook of Unusual Natural Phenomena: Eyewitness Accounts of Nature's Greatest Mysteries. New York: Arlington House.

Çeşitli Gazete Haberleri.

Çeşitli İnternet Makaleleri.

Çeşitli Özel Notlar.

Good, Timothy. (1998). Alien Base: The Evidence for Extraterrestrial Colonization of Earth. London: Arrow Books Limited.



Bana Yazın

Her Hakkı Saklıdır © Copyright 1999, Sefer Murat AKSOY.

Geriye Dön